TÜRK İNSANI DA SOYKIRIMA İNANDIRILDI..
Günlerdir televizyonlarda herkes konuşuyor……Soykırım olmuştur…Osmanlı katliam yaptı…Özür dileyelim…tarihle yüzleşmeliyiz….tazminat vermeliyiz….Ermenileri kestik…..
Peki 1915'de ve 19' da ne olmuş..nasıl olmuş..kim kimi kesmiş…bıçakla mı? ustra ile mi, balta ile mi kesmiş…nerede kesmiş……
O yıllara kadar Osmanlı'nın en sadık teba dediği;
22 general,
33 milletvekili,
7 büyükelçi,
11 konsolos,
11 öğretim üyesi,
8 doktor general,
41 yüksek dereceli memur’un devlet sisteminde bulundurduğu Ermenileri ne olmuş da kesmeye karar vermiş…
Ermeniler uslu uslu, çitçilikle yaparken, dükkanlarında kuyumculukla, telkari ile uğraşırken Osmanlı padişahı “rüyasında görüp sabah “Nerede Ermeni varsa kellesi vurula mı?" demiş..
Anlatan yok……soykırım aşağı…soykırım yukarı…
Bilgi sahibi olmadan fikir yürütüyorlar
Televizyon televizyon aynı kişiler dolaşıyor…
Hep tek yanlı anlatımlar…
Üniversitelerde tek yanlı konferanslar,
Sanki Türkiye’yi soykırımla suçlamakla görevli
Maaşlı köşe yazarları, televizyon sunucuları proflar…
Ben de kanallara, köşe yazarlarına…
yazıyorum, telefon ediyorum ,
Haykırıyorum. Ey sunucular, köşe yazarları "Ben bu 1915 ve 19 Ermeni olaylarının 22 il de 50 -60 tanığı ile 1982 yılında konuştum. 2 ay oralarda araştırdım, Lütfen bana da bir söz hakkı verin” diyorum ama 1 köşe yazarı, Emin Çölaşan ve 1 TV ARD hariç kimse söz hakkı vermiyor. Dahasi davamızı dünyaya anlatmakla görevli yetkililere “Bu 10 saatlık bandları çıkarın ortaya. Bakın neler anlatıyorlar” diyorum hiçbir yetkili cevap bile vermiyor.
Gerçekler TRT arşivinde saklanırken “soykırım, katliam, özür dileme, tazminat isteyenler geceler boyu tv lerde mangalda kül bırakmıyor.
Türk insanı da inandırıldı..
Hiçbir önyargısı olmayan briç kulübündeki temizlikçi kadın “ağabey kesmişiz değil mi?" diyor.
Bir olay varsa tanığı da vardır….
Tarihî olayları gerçek yönleriyle ortaya çıkarmak, öğrenmek ve aydınlatmak için uygulanan yöntemlerden birisi de Doğal olarak olayın birinci derecede tanıklarıa başvurmaktır.
Ben MGK ve TRT işbirliği ile hazırlana projede bu tanıkların 60-70 tanesi ile konuştum.
Bu kişiler eğitilmiş kişiler değildi. Sadece gördüğünü anlatabilecek kişilerdi. Olayları teker teker ağlayarak, bayılarak anlattılar…..
(Bu bantların ve çekimlerin öyküsü irticalen anlatılacak…..)
Türk insanını soykırıma nasıl inandırdılar örnekler vereyim….
Vatan Gazetesi yazarı Okay Gönensin bir yazısında “Ermeniler daha çok Müslüman öldürmüşler” diyenler basit bir savunma refleksi ile genelde konu ile bilgisi zayıf, hatta ermeni tehciri diye bir şey olduğunu da henüz şu yakınlarda duymuş olanlardır”
.
Adı vatan olan bu Gazete bununla da kalmıyor aynı sayfalarında özür dilemecılere destek vermek için Güreşçi Hamza Yerlikaya’nın 12 yıl önce Ermeni güreşçiyi minder dışına atmasından dolayı özür dilediğini yazıyor.
Mine Şenovaklı ise 6 sütün üzerinde Ferhat Kentel’in “Ermenilerden özür dilemek aydınlardan önce devletin işi” demecini yayınlıyor… Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı bir kitap yazıyor. Sözde Ermeni iddialarını çürütecek.
Kitabın Kapağında dev harflerle “SÜRGÜNDEN SOYKIRIMA” Altında küçücük Ermeni yalanları.
Sayın Tarih Kurumu'nun Prof. ünvanlı eski Başkanı bu başlığı okuyanın soykırım yaptığımızı algılayacağını bilmeyecek kadar cahil mıdır.
Bir kitabı en çok 2 bin kişi okur ama o başlığı vitrinde en az 5 milyon kişi görür ve soykırım yaptığımızı algılar. Gelelim şimdiki Tarih Kurumunun Ermeni masası Başkanı Kemal Çelik’ın TV de söylediğine.
”Ermenilere yönelik bir soykırım yoktur ancak Ermenilere yönelik bir katliam olmuştur”
Parlamentoda ne söyleniyor. Hem de CHP Milletvekili Rıza Türmen kürsüden.”1915 olaylarından utanıyorum”
Bernard Levis gibi dünya çapında bir tarafsız tarihçi “Ermeni olayları soykırım değildir"…diyor ve dediği için mahkum oluyor Türkiye sahip çıkmıyor..
Türk tezine yer verdiği için mahkum edilen QUİD Ansiklopedisinin arkasında durulmuyor.
Mangalda kül bırakmamaya gerek yok, esip gürlemeye kahramanlık taslamaya, tarihe, Kanuni'nin mektubuna sığınmaya gerek yok…Gerçeklere su yüzüne çıkaracaksın,…Gerçekleri inandırıcı bir şekilde dünyanın gözleri önüne sereceksin…tencere dibin kara seninki benden kara edebiyatı ile kimseyi inandıramazsınız…
Arşivler açılsın demeye de lüzum yok…açılmış arşivler yeterli…
Bütün bunların söylendığı bir Türkiye’de soykırım yapmadık diye kimi inandıracaksınız.
Sayın TTK Ermeni masası şefi Prof.Kemal Çelik! Beni bir davet edip nedir bunlar deseydi, “Ermenilere yönelik bir katliam olmuştur” demekten utanacaktı.
Hayır sayın dinleyiciler…..ne katliam var ne soykırım….bunu yabancı ermeni kaynaklarına dayanarak ispat edeceğim..
Batılı devletlerin özellikle Amerika'nın Doğu Anadolu ile ilgisi 1830 da misyonerlik faaliyeti ile başlar…hastaneler, okullar açarlar…..
Doğu Anadolu'da bağımsız Ermenistan kurmayı hedefleyen Avrupa devletleri Ermenilerın dini ve mili duygularını sömürerek komiteler, dernekler, yardım kurumları ve kiliselerde örgütlenmelerini ve silahlanmalarını sağlamış ardından da isyan çıkarmaları için teşvik etmişlerdır.
Böylece Osmanlı'yı köşeye sıkıştırmayı amaçlamışlardır.
1885 yılında Van da Armenakan,1890 da Tiflis de Daşnak, 1897 de İsviçrede Hinçak komitelerı kurulmuş ve isyanlar çıkarmışlardır.
İlk isyan 20 haziran 1890 Erzurum.
Ağustos 1894 birinci Sasun
16Eylül 1895 Zeytun
29 Eylül1895 Sivas Divriği, Trabzon eğin, Bayburt, Erzincan, Yozgat, Van, Muş…..
14 Nisan 1909 adana 19 yılda 31 büyük isyan…
Sabotajlar suikastler hariç….
1890'ler den beri süregelen Ermeni isyanlarını bir yana bırakalım ve soykırım iddialarının odaklandığı 1915' e gelelim..
Ermenistan'ın ilk başbakanı Ovannes Kaçaznuni …Bu kişi Taşnak hareketinin en önemli lideridir. Ermeni soykırımının yapıldığı iddia edilen dönemlerde sorumlu konumda bulunmuştur..
1923 Bükreş de parti konferansına sunduğu raporda bakın ne diyor.
Bu rapor, döneminde büyük olay yaratmış ve özellikle Ermeniler arasında büyük tepki görmüştü.Daha sonraları bu rapor, Ermenistan’da yasaklanarak toplatıldı. Rapor, sonraları Moskova’daki Lenin Kütüphanesi’nde Rusça olarak bulundu ve Türkçe’ye çevrildi.
“1914 sonbaharında Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmamış fakat savaş hazırlığı içindeyken Güney Kafkasya’da büyük bir gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı….Bu birlikler Türkiye ye karşı gerçekleştirdikleri askeri operasyonlara aktif biçimde katıldı…”
“Çarlık Rusyası’nın yıkılmasından sonra Taşnaklar bu sefer batılı emperyalistlerin güdümüne girmişler ve İngiltere Fransa ABD gibi devletlerin bölgedeki çıkarları için Türkiye’ye karşı savaşmışlardır…”
Kont Reventiow 19 aralık 1915 de Deutche Tage Zeitung Gazetesinde;
“Türkiye’nin Ermenileri cezalandırmak için aldığı önlemler yalnız bir hak gibi değil fakat bu asi ve kana susamış insanları yola getirme konusunda yerine getirilmesi gerekli bir görev olarak kabul edilmelidir.
Neymiş….
Osmanlı savaşa girerken Osmanlı tebası olan Ermeniler Türkiye’ye karşı teşkilatlanmışlar………..
Kim söylüyor…Ermenistanı’n ilk başbakanı…
Teşkilatlanmışlar ve ne yapmışlar….
Yine yabancı kaynak tan…
Gördüklerim yaşadıklarım
Erzurum 1917-1918
Yarbay: TVERDOHLEBOV
Kendi el yazısı ile yayınlanan kitap
===================================
- Bundan bir süre sonra Ermenilerin Türklere yaptıkları Erzincan
katliamına dair haberler geldi. Bu vahşetin ayrıntılarını ordu komutanım General Odişelidze’den öğrendim.
Bu olay şöyle gerçekleşmiş. Katliam bir doktor ve müteahhit tarafından organize edilmiş. Yani her hâlükârda ayak takımından birisi tarafından yönetilmemiş. Bu katliamı düzenleyenlerin soyadlarını tam olarak hatırlayamadığımdan onların isimlerini yazamıyorum. 800’den fazla silahsız sivil öldürülmüş. Öldürülenler kendilerini korumak için karşı koyarlarken yalnızca bir Ermeni ölmüş. İnsanları koyun gibi kesmişler.
- Tutsak edip ölüme mahkum ettikleri insanlara kendi elleriyle büyük çukurlar açtırmışlar. Bu çukurların başına insanları
gruplar hâlinde götürmüşler ve hayvan boğazlar gibi kestikten sonra çukurlara doldurmuşlar. Çukur başındaki bir Ermeni arsız arsız çukurdaki cesetleri sayarak “Burası 80 kişi mi oldu? Bir on kişi daha alır! Bir on daha kes!” deyince, on kişi daha kesip çukura atmışlar ve üstünü toprakla kapatmışlar.
Bu Ermeni müteahhit, sırf eğlence olsun diye bir binadan Türklerin teker teker çıkmalarını emretmiş. Dışarı çıkanların kafalarını keserek, böylece yaklaşık 80 kadar insanı katletmiş.
…………………………………………..
12 Şubatta, garda, tepeden tırnağa kadar silahlı Ermeni asker kalabalığı 10 veya 12 silahsız Türk’ü kurşuna dizmişti. Tesadüfen garda bulunan iki Rus subayı bu vahşete engel olmak istemiş, fakat kudurmuş kalabalık, onların da aynı akibete uğrayacakları tehdidini savurmuştur.
- Katliamdan üç hafta kadar sonra Ilıca’ya giden Yarbay Gryaznov 26 Şubatta döndüğünde, bana, orada şöyle bir tabloyla karşılaştığını anlatmıştı:
“Köylere giden yollarda ve sokaklarda parçalanmış cesetler öylece yatıyor. Önden giden her Ermeni, mutlaka gördüğü cesede tükürüyor ve küfrediyordu.Bir cami avlusunda 1.5 m yüksekliğinde,öldürülmüş Türk - ihtiyar, erkek, kadın ve çocuk- cesetleriyle dolup taşmıştı. Kadın cesetleri tecavüz izleri taşıyordu. Bazılarının cinsel organlarına tüfek fişeği sokulmuştu.”
- Rize Konsolosu Rus Kurmay generali J. Mayeski yazdığı Van ve Bitlis vilayetleri askeri istatistiği adlı eserde şunları söylemektedir.
“Türk vahşetine hiçbir yerde raslanmamıştır. Türk vahşeti bir hakikat olmayıp bile bile uydurulmuş bir siyasi hikayedır. Çünkü ekseriya göz önünde cereyan eden vakalara dair Avrupa matbuatındaki bizzat müşahade edenler imzası ile yazılan satırları okuyunca insanın gözüne inanamayacağı geliyor. Hakikat gözü ile bakıp da hakikatı olduğu gibi söylemek icap ederse doğuda vahşeti Müslümanlar değil Doğu Hristıyanlar'ının yaptığını söylemek icap eder. Her türlü fenalığı Doğu' daki Hrıstıyanlar irtikap etmış sonra da himayesız Müslümanlara yıkmışlardır”
DR STEFAN EŞNANİYE
Batum’dan Dersaadet de kaymakam Seyfi bey’e belge 1880..
İki haftadan beri Ermeni ve Rusların Kürdistan ve Ermenistan tariki ile vuku bulmuş olan ricatının takip ediyorum ve her ne kadar bu arazinin Ermeni çetelerinden temizlenmesinden ber iki ay geçmişi ise de her adımda kaçan Ermeni çetelerının yaptığı mezalimi görüyorum. Trabzon'dan Erzincan'a ve Erzincan'dan Erzurum'a kadar bütün şehir ve köyler harabe halinde bulunuyor görülmemiş bir zulüm ile her adımda katledilmiş türklerin cesetleri her tarafta dolu…..Ermeniler Kürt ve Ermeni arazisini Türklerden temizlemek ve milliyet meselesini halletmek istediklerini açıktan açığa söylüyorlar.Bu gün Rus esaretinden kaçmış şimdi Kars ve Alexandre Poldan gelmiş olan Avusturyalı ve Alman askerleri ile görüşmek fırsatına nail oldum. Bunlar Ermeni çetelerinin Türk harp esirlerinden 360 kişiyi Kars'ta ve Alexandre Pol' da nasıl katletmiş olduğunu görmüşler. Rus Zabitleri Türkleri kurtarmaya çalışmışlar…. (devamında Erzurum sokaklarını anlatıyor)
Şimdi soruyoruz, Ermenileri kesmişiz diyen sözde aydınlarımız ne diyecekler? Ben bunları dün gece rüyamda görmedım vahiy de gelmedi bu belgeler var
Yabancı belgelere devam ediyorum..
Bu ve buna benzer yüzlerce olaydan sonra Osmanlı 1915 Haziranın'da bakmış ki ermeni komiteleri savaş içindeki Osmanlının güvenliğini tehlikeye sokuyor….Onları uzaklaştırma yani sürgün tehcir kararı alıyor…
Yine dönelim Bükreş’e ve 1923 yılına…Ermenistan’ın ilk Başbakanı tehcir kararı için ne diyor…Lütfen dikkat…
“1915 yaz ve sonbahar döneminde (3 adet tehcir kararı vardır) Türkiye Ermenileri zorunlu göçe tabi tutuldu..Bütün bunlar Ermeni meselesine ölümcül bir darbe vurdu…Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bu gün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Sonradan da anlaşıldığı üzere Türkiye’de ermeni meselesinin kesin çözümü açısından da bu yöntem es kesin ve en uygun bir yöntemdi”
Dikkat edin Bu sözleri Türklerin olduğu bir yerde söylemiyor tamamen tarafsız bir yerde Romanya’da partisinin kongresinde söylüyor.
Tehcir Kaçazuninin de ifadesi ile bir katliam değildi. Devletin aldığı tedbirdi. Meşru sebepleri vardı. Devlet savaşırken içerden çetelerin saldırısına uğramıştır..
İşte ibret dolu birbelge daha
Ermenilerin katliam günü 24 Nisan 1915 günü çıkan Ermeni'lerin gazetesi Gochak ne yazıyor.
“Van’da 1500 türk kalmıştır. Diğerlerı katledilmiştir”
Bir başka yabancı…
ABD2 li asker kökenli tarihçi Edvard J.Ericson The Armeniasand Otoman Military 1915 başlıklı incelemesinde 1915 Ermeni ayaklanmasının Rus işgaline karşı tehdit oluşturduğunu ve tehciri askeri soruna karşı bir tedbir olarak anlatmaktadır. (WAR is History Sage publications 2008
Ne diyor…
Tehcir öncesinde 1. Dünya Savaşının başlaması ile birlikte çok sayıda Ermeni Rus işgal ordusunda görev yaparken Ermeni çeteleri zeytun (Süleymanlı) Muş, Bitlis, Van ve Şebinkarahisar'da Osmanlı devletine karşı ayaklanmışlar. Urfa, Yozgat, Amasya, Erzurum, Tokat, Kayseri, Elaziğ ve Diyarbakır’da askeri tehdit oluşturan sabotajlar yaptılar. Ayaklanmalar ve sabotajlar Osmanlı Ordusu'nun başlıca ikmal yollarını ve iletişim hatlarını hedef almıştı. Doğu Anadolu’nun çok yerlerinde Müslümanlarla Ermeniler arasında çatışama başlamıştı.
Tehlike içinde olan Osmanlı tehcir kararı aldı……Tehcir kararını alan hükümetın başı,bu olaylarda en büyük sorumlu görülen ve canı ile ödeyen Talat Paşa ne diyor:
“Esas itibarı ile askeri bir ihtiyat tedbirinden başka bir şey olmayan tehcir vicdansız ve seciyesiz insanların elinde bir facia şeklini almıştır “demektedir.
1915 de birtakım olaylar olmuştur ancak dökülen kan yaşanan acılar tek yanlı değildir. Bir kavga olmuştur.kavgada yumruk sayılmaz. Kavgada hakim önce kim silahı çekti diye sorar. Önce silahı çeken suçludur.
Katliam ve soykırım hiç değildir. :
Talat Paşa'nın söylediği facianın sorumluları zaten cezalandırılmışlardı 1915 Eylül'ünde savaşın bütün şiddetiyle sürdüğü bir sırada Talat Paşa'nın yazılı talimatı ile harp divanları kurulmuş tehcir sırasında Ermenilere zarar veren ihmali görülenler 1673 kişi yargılanmış 67 kişi idam edilmiştir.
Soykırıma kararlı bir devlet böyle bir suçtan kendi vatandaşını idam eder mı…Bu olay savaş suçluları yargılama hukuku alanında dünyada ilk örnektir.
1915 de Ermenilere soykırım uygulandığı iddiası ile İngiltere, ittihat terakki yöneticilerini valileri askerleri,yazarları,145 kişiyi Malta’ya toplamışlar “Ermenilerin toplu katliami” suçlaması ile yargılamak istemişlerdir.3 yıla yakın süre Malta’da yargılanmak üzere tutulmuşlardır.
Kimlerdi hatırlayalım.
Ali İhsan Sabis, Iraktaki cephede savaşırken Urfa İsyanını bastırmaya gelen paşa.
Ahmet Faik Bey,Sivas Valisi
Ahmet Muammer bey.Konya valisi
Ahmet Nesimi Hariciye nazırı
Ali Fethi Okyar dahiliye nazırı.
Faik bey Merzifon kaymakamı
Şükrü Kaya.Mülkiye müfettişi
Ağaoğlu Ahmet
Ziya Gökalp
Mersinli Cemal Or4du komutanı
Yunus Nadi
Ali Çetinkaya
Soruştırmayı yürüten İngiliz kraliyet savcısı son derece kapsamlı bir soruşturma yapmış işgal altında el konulan osmanlı arşivlerinin dışında İngiltere ve Amerikada Ermeni kırımı konularında bilgi ve belge taranmış ancak geçerli sayılabilecek hiçbir kanıt bulunamamıştır.İngiliz kraliyet başsavcılığı İngiltere dışışleri bakanlığının “hukuki bir dava açılamayacaksa siyasi bir dava açılsın yolundaki baskısını da İngiliz savcısı reddetmiş ve günümüz hukukunda “kovuşturmaya yer olmadığı” hükmüne vararak İttihat terakki yöneticilerini serbest bırakmıştır.İngiliz kraliyet savcılığının bu kararı Ermeni iddialarının çürüten en önemli belgedir.
Ermeniler 1919 da ABD nın 28.Cumhurbaşkanı Thomas WODROW a başvurdular.Bize soykırım uyguladılar diye
Başkan bu konuyu araştırmak üzere bir heyet oluşturdu.Başında General Harbord…2 Eylül 1919 da İstanbula geldı.Oradan Erzincan ve Erzurum.20 Eylülde Sivasta Mustafa Kemal ile 25 ekimde Erzurum’da Kazım Karabekir ile görüştüler.
Harbour “yola çıkarken katliam izleri göreceğimizi zanetmiştik halbuki raslamadık”diyor.
Ve Harbour ABD senatosuna bir rapor hazırlıyor.
24 nisan 1920 de manda ve ermeni başlığı ile sunuyor.
“ Yapılan incelemede bölgenin devlet kurabilecek kadar yoğun ve çoğunlukta bir ermeni nufusa sahip olmadığı görülecektir…bölgede yaşanan ölümlerde açlığın ve yetersiz sağlık hizmetleri etkili olmuştur….soykırım değil karşılıklı bir vuruşma ve düşmanlık yaşanmıştır”
Harbord raporu Faruk özerenginin hazırladığı Karabekirin İstiklal harbimiz kitabında yayınlanmıştır.
Bu rapor Riza Nur’un hayat ve hatıratım kitabında da vardır…
Bu ve buna benzer sayısız belge vardır….
Bitmedi daha belgelerle anlatacağım…
Ey özür dilemeciler,sözde aydınlar…Türkler Ermenileri katletti diyen köşe yazarları sunucular bunları biliyor musunuz,bunlar yalan mı,araştırmak ihtiyacı duydunuz mu….
Halil Ergün,Lale Mansur,Adalet Ağaoğlu,Ali Nesin,Cengiz Aktar,Ali Bayramoğlu,Ahmet İnsel,Baskın Oran,Pelin Batu ve diğerleri…
Türkler Ermenileri kesti deyince Nobel edebiyat ödülü alanlar var ama siz ne alacaksınız,soykırım oldu demek için maaş mı alıyorsunuz…Ermeniler soykırımı kabul ettirince alacakları tazminattan pay mı alacaksınız…
Ermeni katliamlarına ait pek çok yabancı belge ve kitap vardır…
Birkaçını söyleyeyim..…
1-İslam ahalinin düçar oldukları mezalim hakkında vesikaya müstenit malumat..1919..70 sayfa 69 resim
Bu kitap Fransızcada basılmış.
Birinci baskısı Ermeniler tarafından piyasadan ve kütüphanelerden para ile toplanmış.
Yakın zamanda Fransız araştırmacı yazar Yves Benardın Ermeni tezlerini çürüten kitabı “Si on nous avez metni” adlı kitabı da yayınlanmaya hazırlanmış ve 500 adet basılmadan Ermenilerin baskısı ile yayını kaldırılmıştır.
2-Erzurum’da 2.kale topçu kumandanı Tverdo Khelebof un “Erzurum’daki Ermeni mezalimine ilişkin Tarihçe ve hatıra” adlı eserleri ile yine bir Rus subayı olan 156.alay 12.bölük komutanı Mülazim Nikolanın “ Ermenilerin Müslümanlara karşı yaptıkları fecai ve şenaat hakkındaki “ eserı vardır.
3-Ermenistan devlet arşivinde bulunan bir belgede “Adana’daki Ermenilerin Fransız işgal kuvetleri komutanı Diffe komutasında intikam birlikleri adı ile silahlandırıldıklarını ve Fransız üniforması ile savaştıklarını anlatmaktadır ( SSC devlet arşivi GİA arm ssr f.200 d.132)
4-Ermeni Sovyet tarihçisi A.A.Lalahan 1936 da Revoluvutsionnıy dergisinde daha sonra 1938 de SSCB bilimler akademisi tarih enstitüsünün yayın organı İstroriçeski Zapiski dergisinin 2.sayısında yayınladığı taşnak raporu ibret vericidir.
Taşnak subayı 1920 yılında Beyazit Varam bölgesinden yazdığı raporu okuyalım.
“Basar-Geçardaki türk nufusu ayırt etmeden imha ettim.Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya Bu köpeklere karşı en etkili yol çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukarıdan ağır kayalarla ezmek.Ben de öyle yaptım.Bütün erkekleri,kadınları ve çocukları topladım benim tarafımdan atıldıkları kuyuların içinde kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim.
(Lalayan.Kontrevolyut sionnry daşnaksutyan İmperişalistiçeskaya Voyna)
Böyle pek çok eser vardır…
Nerde bu belge…
Hatırlayalım..
ULUSLARASI ANLASLŞMALAR NE DİYOR
Önce şu soykırım Fransızcası genocide kelimesinin anlamına bir bakalım..
Genocide 1946 da Nurnberg mahkemesinde ortaya atılan bir kelimedir, Sistemli olarak olarak etnik bir grubun, üyelerini,politik, sosyal, kültürel haklarını,dil ve dini kuruluşlarını parçalayarak, yok etmektir.
1915 tehcir uygulaması 1949 tarihli Cenevre sözleşmesinin ek 2 protokolu askeri gereklilik halinin istisna olduğunu kabul etmiştir.Bu sözleşme uyarınca 915 tehcir uygulaması askeri gereklilik kapsamındadır.
Ermenilere uygulan tehcir ile Yahudi soykırımı arasında benzerlik yoktur.Alman Yahudilerinin Almanlara karşı ne silahlı bir direnişi söz konusudur ne de Yahudilerin Almanya’ya karşı savaş halinde olanlarla işbirliği…Osmanlı devleti tehcir kararını ülkenin dört bir yanının savaş alanına dönmesi üzerine almıştır.
BM soykırım sözleşmesinin 6.maddesinde soykırım suçunun varlığı veya yokluğu konusundaki kararı verecek yetkili makam yargı organlarıdır demektedır. Dolayısı ile parlamentolar soykırım kararı alamazlar.
Türkiyenın üzerinde durması gereken bir başka dayanak BM soykırım sözleşmesinin 4 maddesidir.4.madde Soykırım suçunun tüzel kişilere değil gerçek kişilere yöneltilebileceği yazılıdır.bu hükme rağmen soykırım suçu TC ye yöneltiliyor.
Soykırım meselesi 1990 lı yıllarından sonra Sovyetlerin çökmesi ve soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte yeni ivme kazandığını da unutmamak lazım.Samuel Huntigton un din farklarını ön plana çıkarttığı uygarlıklar çatışması temelinde yeni bir şekil verilmek istenmen yeni dünya düzeni ile bütünleştirmek istenmekte bu yönü ile uluslararası bir boyuta dönüşmüştür geçmişle hesaplaşmadan çok güncel bir politika aracı yapılmaktadır…huntigton biliyorsunuz soykırım iddialarını 1923 e taşıyarak Atatürk ve tc ile ilişkilendırewn tsarhi saptıran kişidır.
Bakın AB parlamenteri Roger Mei ne diyor…Türkiye ab ye kürt sorununu çözdükten,kıbrısı boşalttıktan,ermeni soykırımını tanıdıktan sonra girebilecektir.
Türrkiede ille de AB diyenler soykırımı tüm bu gerçeklerı unutarak kabulunu istemektedır.Onlar için ille de ab ye girmek.Türkiye zarar uğrayacakmış umurlarında mı.Zaten TC yi yıkmaktan başka bir söylemleri yok ki…ikinci cumhuriyet..yeni Türkiye söylemlerini anımsayın…
ERMENİLER DÜNYAYI SOYKIRIMA İNANDIRMAK İÇİN NELER YAPIYOR
Ermeniler iddialarını desteklemek amacı ile değişik dillerde binlerce kiştap ve broşür yayınlamış,lobi çalışmalarını durmaksızın sürdürmüş,yürüyüşler toplantılar,radyo ve tv programları yaparak tüm dünyada haksız davalarına dünyayı inandırmışlardır.destek bulmuşlardır.bu gücü anlamak için bişr kaç rakam vereyım.Ermeni araştırma enstitüsünün ermeni soykırımına destek sağlamaklagörevli 1228 organizasyonu vardır. 23 ayrıermeniçalışma gurubu ABD de 21 günlük ve haftalık gazete, 188 bülten,25 radyo,10 tv programı…
ERMENİLEİN KENDİLERİNİ HAKLI GÖRME GEREKÇELERİ
Ermeniler Ağrı dağı merkezli topraklarımızı kendi vatanları saymaktadırlar.Son Ermeni krallığı MS 430 da ortadan kalkmış.Ondan bu yana devlet olmadılar.Halbuki Türkler 1071 de malazgirten anadoluya girdiklerında Ermenilerle değil Bizans ile savaşmışlardır.Bu toprakları bizanstan almışlardır.Hatta Ermeniler Türklerin gelişlerine sevinmiş ve Türklere yardım etmişlerdır.
Dünyada hangi millet kendi topraklarında oturuyor.Sınrlar sosyolojik ve etnik esasa göre değil kanla çizilen bir dünyada yaşanıyor.Ortaçağ,yakın çağ toprak savaşları ile doludur.Bu çağda bizim topraklarımızdı savının yeri yoktur.
BATI NEDEN ARKALARINDA …
Batı zaten Osmanlıyı parçalamak için daima milliyetçılık hareketlerini kullanmıştır.
1919 da Wilson prensiplerini anımsayalım:”Avrupanın neresinde olursa olsun,Türklerın kovulması,yönetimlerinin ortadan kaldırılması hırıstııyan medeniyet için gereklıdır..
Bu gün ne değiştı…AB üyeleri ve yandaşları “bu İstanbul türklerın olmasa ne güzel olurdu” demektedırler.
Bulgarları,Sırpları yunanlıları Osmanlıya kışkırtmış yardımcı olmuşlardır.İngiliz şairi Byrun un yunaniistanda özgürlük şiirleri yazması yunanlıları çok sevdiği için değil Osmanlıyı parçalamak içindır.
Ünlü İngiliz casusu Lawrensin Medine şeyhi H
Hüseyine tenekelerle alttın götürmesi de Arapları Osmanlıya kışkırtmak içindır.Nitejkim 1 dünya savaşında Araplar Müslüman kardeşleri yerine hırıstıyanlarla birleşip din kardeşlerını arkadan vurmuşlardır.Aynı Lawrensin Kurtuluş savaşi sırasında doğuda Hacı Mehmet adı ile Kürtleri ayaklandırdığı da bilinen bir gerçektir.
Batını amacı hazmedemediği Lozanın yerine sevri yerleştıimek Türkleri Avrupadan atmak orta anadoluda küçük bir devlet halinde yaşamasına izin vermektir…..parçalamaya devam …
Bu gün soykırım yanlısı yazar çizer aydınlarımı ise tam bir mütareke basını anlayışı içinde…Cumhuriyetten Atatürk’ten intikam almanın peşinde…AB ye girmenin hayalleri ile yanıp tutuşuyorlar….AB ne istiyorsa kabul hiç ne olacağına bakmadan.
İsrail bugün dünyanın en zengin ülkelerinden biri . Ülkelerinde nükleer reaktörlerden tutun en son teknolojiye sahip uçak fabrikaları bile var . Ancak Hitler döneminde dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkesi olan Almanya bir dönem toparlanmış gibi görünse de belini doğrultamadı. Ekonomisi son 10 yıldır gittikçe kötüleşiyor .Soykırım nedeni ile israilin her satılan mercedesten pay aldığını biliyormusunuz
Ermenistan çok fakir bir ülke. Hiçbir şeyleri yok. Açlar. Sanayileri, markaları hiçbirşeyleri yok . Avrupanın lider ülkesi Fransa'nın bu soykırımı tanıyıp bize tazminat davası açılması yolunu açması bir anda tüm diğer ülkelere sıçrayacak. Şu an ciğerci kapısında bekleyen kediler gibi ellerinde dosya bekleyen Ermenistan hükümeti açacağı binlerce tazminat davası ile Türkiyeyi çok zor duruma düşürecek. Zaten belimiz kurulduğumuz günden beri bükük duruyor, bu tazminatlar Osmanlıyı çökerten kapitilasyonlar gibi bizi de çökertecektir .
Sonuç…..
Bilimsel değil duygusal öğeleri abartılı şekilde kullanarak siyasi amaç sağlamak…..
SEVAN İNCE'NİN ERMENİ KONUSUNDAKİ GÖRÜŞÜ Biz 4 Ermeni arkadaş, geçen akşam dernekten çıkmış, Galatasaray' da nargile keyfi yapıyorduk. Laf döndü dolaştı malum konuya geldi. Baktım, herkes aynı husustan dertli: Ermeni asıllı bir Türk ve Sade bir T.C. Vatandaşı olarak Dünya'ya ses nasıl duyurulur?
Ünlü bir sanatçı, politikacı veya bir dernek başkanı değilsin ki mikrofon uzatıp röpörtaj yapsınlar. Gazeteci değilsin ki fikirlerini köşenden dünyaya duyurabilesin. İyi de, biz bu işten sıkıldık. Bizim yerimize, bilir bilmez herkes konuşuyor. Bir tarafta "Ermenilere soykırım yapılmıştır" diyenler; diğer yanda "soykırım yoktur" diyenler. Şimdiki moda ise "tarihçilere bırakalım" diyenler.. Soykırım yapılmıştır diyenlere bakıyorum, hepsi ya kindar Ermeni diasporası mensubu, veya bunlardan çıkarı olan siyaset erbabı. Yoktur diyenlere bakıyorum, bu konuda derin bir bilgileri yok ama adettir diye reddediyorlar. Tarihçiler deseniz, neyi ortaya çıkartacaklar, Allah Aşkına? Soykırımın belgesi mi olur? Eskaza ortaya bir belge çıksa, muhakkak karşı bir de belge çıkar, tartışma sonsuza kadar sürer gider.
Gerçeği, benden ve benim gibilerden başkası bilemez. Bizler, hadiseleri birinci ağızdan dinlemiş kişileriz. Bizler Türk Ermenileri'yiz. Türk Ermenileri'nin Harici Ermeniler'den çok ciddi bir farkı vardır. Bizler, tehcir sırasında, ya Türkiye'de kalmışların veya tehcir bitiminde Türkiye'ye geri dönmüşlerin torunlarıyızdır. Bizler tek tip hikaye dinlememişizdir. Diaspora Ermenisi sadece ölüm hikayesi bilir. Olaylardan sonra geri dönmemiş ve komşularının mahçup yüzlerine tanık olmamıştır. Onlar, bu ölümler için bütün Türk'leri suçlarlar. Olayları sadece soykırım olarak nitelerler. Türk Ermenisi'nde ise daha bol ve daha değişik hikayeler vardır:
Mesela, dedem, Erzincan'daki çiftliklerinden abisinin alınıp götürülüşünü ve onu kurtarmak için başçavuşa bir eşşek yükü altın fidye verdiğini anlatırdı. Ne abi dönmüş ne de altınlar. Anneannem, köydeki Ermeni delikanlıların nasıl silahlandırılıp çeteci yapıldıklarını anlatırdı. Üniformalarını yabancı lisan konuşanlar getirmiş.
Büyükbabam, Kayseri'de tüm sülalesini kurtarmak için çırpınan Osmanlı Yüzbaşı'sı Sinan'ı ağlayarak anlatırdı. Sayesinde o sülaleden kimsenin kılına zarar gelmemiş. Bizler, katliam hikayeleri dinlediğimiz gibi, bir Ermeni arkadaşı tehcire giderken askerin önüne yatan Türk'lerin; veya, yurtlarına geri döndüklerinde onlara tekrar kucak açan Türk komşuların hikayeleri ile de büyüdük.
Onun için "bize sorulsun" diyorum. Kimse bizden daha objektif olamaz. Bu hadisenin bir uzun anlatımı vardır bir de kısa anlatımı. Kısası şudur:
Tebaanın bir kısmı emperyalist güçlerin gazına gelip ayrılıkçılık yapmıştır. Buna kızan Osmanlı hükümeti bölgede tehcir kararı almıştır. Günün şartlarına göre tehcir (göç) zor koşullar altında gerçekleşmiştir. Sürgünler, çoluk çocuk muhtelif şekillerde kırılmış ve kıyıma uğramıştır. Bu kırılma hastalık ve açlık sebebiyledir. Kıyım ise Osmanlı askeri tarafından organize bir şekilde yapılmamıştır. Hastalık dışındaki bu ölümler, münferit olaylardır ve sürgünlerin yanlarında götürdükleri altın paraları gasp etmeyi amaçlayan bölgenin eşkiyaları tarafından yapılmıştır. Başka cephelerde de savaşmakta olan Osmanlı askerinin sürgün esnasındaki cinayet olaylarını önleyecek sayıda ve güçte olup olmadığı da bir tartışma konusudur. Hal bu iken, o bölgede bu olayların cereyan ettiği esnada, ülkenin batı bölgelerinde yaşayan Ermenilerin aynı şekilde bir zulme uğramadığı göz önüne alınırsa, buna bir soykırım denemez. Pek çok başka kelime söylenebilir; soykırım hariç. Kaldı ki, söz konusu 1.5 milyon Ermeni sayısı, ölü sayısını değil kayıp sayısını ifade eder.
Biz Türk Ermenileri, iyi biliriz ki: Anadolu, bu olaylar esnasında veya sonrasında, Müslüman olmuş Ermenilerle doludur. Bu kişiler, daha sonra serbest olmasına rağmen kendi dinlerine dönmemişler ve geçmişlerini gizledikleri için kayıp hanesine yazılmışlardır.
Sözün kısası budur.
Konuşmak gerekirse biz konuşur olayların uzun hikayesini anlatırız. Bu konuda bizlerden daha iyi tarihçi de olmaz. Fransızlara gelince. Onlara da küflü peynir yemek düşer. Kalın sağlıcakla
|
|
|
|
|
Sitedeki haber dosyaları ve röportajlar hazırlanırken hukuk servisindeki avukatlarımızla sürekli kontak halinde çalışıyoruz. Haberlerde kullanılan fotoğraflar temsili olup hiç kimsenin özel hayatı deşifre edilmemektedir. Sitede yer alan haberler ve röportajlar gundogumu.com'a aittir ve bu haberlere ait hiçbir bilgi tarafımızdan izin alınmadan -değiştirilerek dahi olsa - hiçbir 3.kişi/kuruluş tarafından kullanılamaz. Kullanıldığı takdirde ilgili kişi ve kurumlara karşı hukuki süreç başlatılacaktır.
|
|
| Gümüşhane'yi görmek için Gümüşhane'ye gitmek şart değil! Tıklayın! |
|
|
|